2012-07-25

Strateji, Paradigma Değişimi, Bilgisayardan Anlayan Çocuk

Bilgisayardan Anlayan Çocuk (part 1)

Bir yazımda "Bi ay em diye diye bana BIMwash yapmayın lütfen!" dedikten sonra böyle birşey yaşamamamdan cesaret alarak son zamanlarda sıklıkla karşılaştığım bir diğer rahatsızlığımı ortadan kaldırmak istiyorum.

Hadise genelde şöyle cereyan ediyor:
Hasbelkader yabancı topraklardan iş almış veya almaya namzet patronlar, BIM ve IPD kontratlarıyla ilk defa karşılaşmaları sonucu, araya türlü eş, dost, tanıdık sokarak bana ulaşıyorlar.
Tabi BIM'e ne için geçmek zorunda kaldığını saklamaya çalıştığı ve neden bahsettiğini bilmediği için garip bir konuşma oluyor. Birkaç dakika içinde ben haa.. siz şu projeye teklif vereceksiniz veya bu firmaya iş yapacaksınız vs. gibi spesifik noktaları bilince çok şaşırıyorlar.
Tüm doğulu mantığımla bila ücret gereken BIM implementasyonunu anlatıyorum.

İşte bu noktada:
"Ya.. Bizde bilgisayarlardan süper anlayan bir arkadaş var. Ona bir anlatsanız asıl.." diyorlar.

Ben de "Geçiş sürecini sizin anlamanız gerekiyor. Bu kararı anlayarak siz vermezseniz o arkadaş birşey yapamaz." diyorum. Uzatırlarsa "Gerek yok, bizim kullandığımız programların içlerinden çok güzel tutorial'lar çıkıyor. Arkadaş onlara şöyle bir baksın yeter.." diye cevap veriyorum.

BIM'e geçmek isteyen Patronun bir stratejisi olmalıdır. Beklentiler işe başlamadan tanımlanmalı.
Muhtemelen benim bu konuda diretmeme Revit bile bilmeyen, daha önce hiç BIM işinde çalışmamış, ama bilgisayardan çok anlayan o arkadaş bozuluyordur. Ama bilsin ki böyle bir sorumluluk ve beklenti yönetimi olmadan çuvallayacaktır.
Ayrıca program öğrenmek birşeydir, iş yapmak başka birşey.

 

Strateji

Yanlış anlaşılmak istemem. Kibirli biri değilim. Hatta kibirli olamayacak kadar sıradan, sıradan bir Mimar gibi güzel yazamayacak kadar da sıkıcıyım.

Yazı diye yazdıklarım, bir sayının virgülden sonraki küsürat haneleri gibi doğru ama hoyratça dizelediğim kelimeler. Herhangi bir meslektaşım Strateji için çiçekli böcekli yazılar yazabilecekken, benimki çirkin bir el yazısıyla karalanmış yarım sayfa denkleme benzeyecektir muhtemelen. Dolayısıyla ben strateji dediğimde korkulacak birşey yok! Arkasından didaktik bir hikaye gelmeyecek!

Strateji matematiksel bir kavramdır. Belirli bir oyunda izlenecek hamle veya eylem kümesini tanımlar. Strateji tam olmalı, her belirsizliğe karşı bir eylem tanımlamalıdır.
IPD / BIM'e geçişte de, tüm olası durumlara karşı yapılacak eylemleri içeren bir strateji oluşturmak şarttır. Dahası bu yönetsel bir görevdir. Sevgili bilgisayarcı çocuk, bir elinde havuç öbür elinde sopa olmadığı için bunu yapamaz.
Üniversitelerin ve endüstrinin BIM implementasyonu için yazdığı çok başarılı şablon strateji rehberleri de mevcut üstelik.

 

Strateji mi? Gerçekten lazım mı?

Bu sorunun çok net ve kısa bir cevabı var.
EVET!

 Bir stratejiye ihtiyacınız olmadığı yanılgısı son birkaç onyılda yaşadığımız "klasik çizimden CAD'e" geçişin ve "IPD / BIM implementasyonu"nun her ikisinin de malesef bilgisayarları içermesinden kaynaklanıyor.
Oysaki klasik çizimden CAD'e geçiş oyunun kurallarını değiştirmedi. İyi kötü yüz senedir yaptığımız çizimlerin ortamı değişti sadece..
Bu tip değişimlere ekonomide "Koordinasyon Oyunu" deniyor. Ve bu oyunda en iyi strateji, özel bir durumunuz yoksa, rakiplerle koordine hareket etmek. Yani onlar CAD'e geçmiyorsa geçmemek, geçiyorlarsa onlarla aynı zamanda ve aynı hızda geçmek.
Yukarıda Cad'e geçiş oyununun kazanç matrisi görülmekte. Klasik yöntemle çizimin 5 değer, Cad'in ise 10 değer getirdiğini varsayalım. Tabi Cad'e geçmenin oyuncular için x ve y gibi bir maliyeti de var. Kutuların içerisinde soldaki değer 1. Oyuncunun, sağdaki ise 2. Oyuncunun kazancı. Bu şekliyle matrisimiz meşhur koordinasyon oyunu "Geyik/Tavşan Avı" oyununa çok benziyor.

1960'larda Cad'e geçişin maliyetinin 9 olduğunu düşünürsek, çok özel bir durumunuz yoksa (Boing, GM veya Amerikan Hava Kuvvetleri değilseniz)
Mavi kutuda görüldüğü gibi her iki oyuncunun da Cad'e geçmemesi en doğru hamle.
Kırmızı kutularda görüldüğü gibi oyunculardan birinin geçip diğerinin geçmemesi durumunda geçmeyen 5, 1 gibi bir avantaj elde ediyor.
Turuncu kutuda her iki oyuncunun da geçtiği durumda 1, 1 gibi bir denge sağlansa da Cad'e geçmemenin sağladığı 5, 5 dengesinin çok altında.

Bir de matrisimize 1980'lerde Autodesk kurulmuş, yaygınlaşmış ve 2000'lerde maliyetlerin 2 olduğu zamanlardan bakalım.
Kırmızı kutularda bu sefer 8, 5 Cad'e geçen avantajlı.
Turuncu kutuda sağlanan 8, 8 dengesi Mavi kutudaki dengeden daha yüksek değerli.
Oyun yine koordinasyon oyunu olmasına rağmen Cad'e geçme lehinde.
Koordinasyon oyununun eğilimini zaman içerisinde maliyetlerin düşmesi belirledi.

 Yani bu dönemde Cad'e geçerken aman millet yapsın biz de yaparız diyip, 5'ten şaşma 6'yı aşma felsefesi ile çan eğrisinin ortalarında durduysanız, üzülerek söylüyorum ki bir stratejiniz vardı ve en doğrusuydu.

 

Paradigma (Değişimi, Kayması, Tutulması / Felci, osu busu..)

"Paradigma" sıradan bir Mimarın üzerine şiirler şarkılar yazabileceği bir kelime iken, benim değil.
Paradigma değişimi demek oyunun kuralının değişmesi demek. O kadar işte..
Bir bilgisayar, iki program bir de yeni çalışan alarak kortarılacak bir durum değil. İş yapma şeklinizi değiştirmeniz gerekiyor. Ve bunun maliyetini de sizin karşılamanız gerekiyor. İlgiltere bile şu an içinde olduğu ve 2016'da nihayete erecek olan değişim sürecinin maliyetini endüstrinin üzerine bıraktı.
Paradigma kayması Evren Türkiye'sinden Özal Türkiye'sine geçmek demek. Sovyetlerde bir gecede prestroyka yaşamak demek.
Bir gün önce polit büro ile çok yakın olmak önemli bir güç iken, bir gün sonra hiçbir işe yaramaması demek. Buna da "Paradigma Felci" deniyor. Değişimi okuyamadığınızda açıkçası felç oluyorsunuz. Tıpkı IBM'in donanım ve yazılım konusunda tek tabanca olduğu dönemlerde kişisel PC kavramını hafife almasıyla domine ettiği pazarı Dell ve Microsoft'a kaptırması gibi.

 

Paradigma Niye Kayıyor Peki?

 

1) Para Değerli!


Üç gün önce The Guardian'da okuduğum yoruma göre, Petrol gelirimiz olmamasına rağmen sistemden vergi cennetlerine para çekme konusunda iyi bir derece yapmışız. Siz de Amerikan ekonomisinden büyük bir değeri sistemden çekebilecek tüm dünyadaki 92,000 kişilik azınlıktan değilseniz para değerli. Eğer bu şanslı azınlıktan biri iseniz, sistem üzerinde para baskısı kurabileceğiniz için para daha da değerli.
Şaka bir yana, para değerli. Son elli yılda yapı tüketme şeklimizde de çok büyük değişimler yaşandı. FM, Delil Bazlı Tasarım v.b. gibi pekçok kavram hayatımıza girdi..

 

2) Yanlış Yapmışız.. Ve bu yanlışı sürdüremeyiz..

Yukarıda Amerikan Ticaret Bakanlığı'nın genel sanayi işgücü üretkenliğinin, İnşaat Sektörü ile kıyaslandığı endeksi görmektesiniz. Bu grafikle bundan sonra sıklıkla karşılaşmaya hazırlıklı olun.
Zira inşaat sektörünü sarsıp kendine getiren görsel budur!
Sektör olarak gerinip dururken bir anda 1960'lardakine göre verimliliğimizin %30 düşmüş olduğunu gördük. Yani e-maillerimizden, FTP, PC, CAD, iPhone'larımıza, Lazer ölçüm cihazlarımızdan GPS'lerimize rağmen Empire States binasını yaptığımız verimliliğin %30 altında iş yapıyoruz.
Hem de diğer tarım dışı endüstriler verimliliğini %200 arttırmışken.
Bu tablo Oyun Teorisi olarak tek bir stratejiyi dominant kılıyor.
İş yapma biçimimizi değiştirmek yoluyla rakiplerimize "%230 - masraflar" fark atmak.
(Aynı şekilde devam etmek "strictly dominated strategy" oluyor. Hiçbir duruma "best response" değil.)
Daha Türkçe konuşmak gerekirse %230'lar herhangi bir endüstri için Babasını bile değiştirmeye yetecek eğilim demektir.
En önemlisi bizim verimsizliğimiz, müşterilerimiz olan diğer endüstriler ve yasal otoriteler üzerinde baskı oluşturuyor.
Yani parayı verenler değiş diyor!

 

Değişimi Okumak! Ve Bilgisayardan Anlayan Çocuk (part 2)

Değişim denince insanın aklına bilim kurgu filmler geliyor. Oysaki değişim için gerekli tüm araçlar ucuz ve elimizin altında. Bizim iş akışlarımızı yeniden değerlendirmemiz gerekiyor.
Peki bu kadar kolaysa neden olmuyor?

 

1)  Son 50 senede önemli birşey olmuş birileri..

Malesef bu doğru. Bir adama gidipte "Senin 30 senelik süper kariyerinde yaptıkların yanlışmış. Gel bunları bir daha değerlendirelim." dediğinizde, heleki "Bilgisayardan Anlayan Çocuk" tabiri ile iğdiş edilmeye çalışılan genç bir meslektaşımsanız çok ciddi bir dirençle karşılaşacaksınızdır.
Konuşma fırsatı yakalasanız bile muhtemelen "Sen daha doğmadan biz bu işleri yapıyorduk." seranatıyla uğurlanacaksınız!
Çünkü onlar için de malesef en doğru strateji bu. Adam 30-40 senede dünyalığını yapmış, yükselmiş ve "Confort Zonu"nu olabildiğince genişletmiş. Paradigma Felci olsa ne yazar? En kötüsü siz haklılığınızı kanıtlayıncaya kadar emekli olur gider. Ki kaynakları ve imkanları elinde tuttuğu için hiçbir zaman kendinizi kanıtlama fırsatı da bulamayacaksınızdır.
Emeklilik günü gelene kadar keyfini kaçırmak için hiçbir geçerli sebebi yok.
Bu kilit noktalardan %10'unu değişime ikna edebilirseniz büyük iş yapmışsınız demektir.

Vizyon sahibi büyüklerin desteği olmaksızın başarı elde etmek neredeyse imkansız.(Hükümet, Patron, İşveren Vs.)

Vizyon konusuna örnek vermek gerekirse, değişimi okuma konusunda duayen, mesleki ağabeyim ve değerli Patronum Sn. Şarık Tara'nın Ayşe Arman'a verdiği röportajdan aynen aktarmak isterim:

"Ben tecrübeye fazla değer vermeyen bir insanım. Tamam tecrübe de önemli ama daha önemli şeyler var: Yaratıcı olmak, yenilikleri takip etmek ve onlara adapte olmak. Son 10 senede olan değişiklikler, İsa’nın doğumundan bu yana olanlardan daha fazla. Anlatabiliyor muyum?"

 

2) Çan eğrisinin ortasında durarak düşük maliyetli değişim sevdası..

CAD'deki gibi bekleyelim herkes geçsin. Sonra üç kuruşa, elastisitesi yüksek çalışma saatlerine uyum sağlayacak, askerliğini yapmış bay, veya çocuk doğurmayı düşünmeyen bayan "Bilgisayardan Anlayan Çocuk" tutarak maliyetimizi düşürürüz.
Papaz her zaman pilav yemez! Bu çocuktan beklenti nedir? İnşaat sektöründeki Meslek Pratiklerini yeniden tanımlaması. Sizin işinizi size nasıl yapmanız gerektiğini öğretmesi.. Hem de size rağmen..
Bence böyle birini bulunca işe almakla kalmayın, nikahınıza da alın!

Bu oyun "Koordinasyon Oyunu" değil. Bu oyun "Sıfır Sonuç Oyunu" (Zero Sum Game). Yani sizin skorunuzun 2 olması demek rakibinizin -2 olması anlamına geliyor. (Endüstrinin daralması veya ek değer yaratması sıfır sonucunu etkilemiyor, skor hacmini etkiliyor.)

Bu oyunda doğru strateji değişen oyun kurallarına adapte olmak ve yer kapmak. Bundan önce elde ettiklerinizin bundan sonra eskisi kadar değeri olmayacak. Kıymetlerinizi bugün hala değerleri varken, yeni oyunda güçlü oyuncu olabilmek adına seferber etmelisiniz.
Yoksa niye insanlar işini gücünü bırakıp başka başka şeylere kafa patlatsın, para ve zaman harcasın?

Frank Gehry = Digital Project isimli BIM aracını üretiyor.
HOK = Daha ingilizce dil paketi çıkmadan dRofus ile stratejik partnerlik kuruyor.
Turner Construction = Daha piyasaya çıkmamış Veo ile yaptıklarını İstanbul'da tanıtıyor.
CCC = CCT CCC için özel inşaat aplikasyonları üretiyor. (5D İnsiyatifi Basın Açıklaması Sf. 5)

Soru sorun! Hem stratejik (implementasyon, BIM ve IPD kontratları vs.), hem de teknik sorulara cevap vermekten keyif alıyorum. Ama lütfen sapla samanı birbirine karıştırmayın.
BIM'e geçmek stratejik bir karar ve bunun maliyeti de var. Sonra "o kadar Revitçi çocuk aldık birşey yapamadılar" olmasın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme